5 Ağustos 2016


15 Temmuz'da yaşananlarla birlikte ülkede gündemin tamamıyla bir noktaya yoğunlaşması, "TRT'nin yaşadığı sıkıntılar", IOC'nin yayın haklarında yenilemeye gitmesi ve masrafların artması, doping skandalları derken Türkiye olimpiyat sürecine ilk kez bu kadar sessiz sedasız giriyor. Peki Rio 2016'nın dünya çapındaki yansımaları neler? Tarihin en güçlü spor organizasyonu güç kaybediyor olabilir mi?
Türkiye'nin içinde olduğu süreç herkesin malumu. Cumhuriyet tarihinin en enteresan dönemi yaşanırken medyanın yoğunluğunu olimpiyatlara vermemiş olması anlaşılabilir bir durum. 1972 Münih'ten bu yana olimpiyat oyunlarının Türkiye'deki tek yayıncısı konumunda olan TRT, 15 Temmuz gecesindeki baskından sonra maddi ve manevi sıkıntılar yaşadığını bahane ederek 2016 Rio'nun yayın haklarını almadı. Olimpiyatların Türkiye yayın hakkını elinde bulunduran Saran Medya'nın açıklamasına göre TRT'nin yayın için çok da hevesli olmadığı görülüyor.
Bir başka habere göre ise pazardan çekilme hazırlığı yapan NTV, son bir gösteri olarak Rio 2016'nın yayın haklarını alabilir. Ancak açılışa saatler kala herhangi bir kuruluşun yayını alması beni çok da heveslendiren bir durum değil. Zira oyunların en azından ilk birkaç gününde Rio'da muhabiri, yorumcusu, spikeri bulunmayan; sadece uluslararası yayını bir nevi Türkçe dublajla yayınlayan bir yayıncıyla karşı karşıya kalacağız.
(Yazıyı yayına hazırlarken oyunların TRT'den yayınlanacağı açıklandı.)

Rio'da Skandal Üstüne Skandal

Protestolar: Tarihte ilk kez Güney Amerika'ya giden olimpiyatlar, Rio'da çok ciddi tehlikelerle karşı karşıya. Sosyal adaletsizliğin baş gösterdiği Brezilya'nın olimpiyatlara 11 milyar dolar civarında para harcaması, ekonomik krizle boğuşan yerli halkın tepkisine yol açtı. Rio başta olmak üzere ülkenin neredeyse her yanında protestolar halen sürüyor. Brezilya'daki bu karmaşa akıllara henüz 2 ay önce Fransa'daki EURO 2016 finalinde Eyfel Kulesi civarında oluşan görüntüleri getiriyor.
EURO 2016 Finali, Fan Zone'daki dev ekrandan yayınlanırken Eyfel'in diğer tarafındaki işçi eylemine polisin gazlı müdahalesi objektiflere böyle yansımıştı. (internethaber.com)
Olimpiyat Köyü Skandalı: Rio 2016 için beklentilerin 5 milyar dolar üzerinde harcanan bütçeye karşın Olimpiyat Köyü'nün durumu endişe verici. Gelen görüntülerde yıkık-dökük duvarlar, sağlıksız su şebekesi ve ortalıkta sürünen kablolar açık şekilde görünüyor. Köyün ulaşım konusunda da yeterli güvenlik tedbirlerine sahip olmaması, olimpiyatlar için ülkeye giden kafilelerin canını sıkıyor. Avustralyalı ve Belaruslu sporcuların bu şartlar altında hazırlanan Olimpiyat Köyü'nde kalmayı reddetmeleri de Rio 2016 adına can sıkıcı haberlerden biri.
Sporcuların gönderdiği fotoğraflarda Olimpiyat Köyü'nün durumu açıkça gözüküyor. (AMK Spor)
Su Kirliliği: Rio'daki sorunların belki en ciddisi su kirliliği. Uluslararası standartlara göre kabul edilebilir seviyeden çok daha fazla kirliliğin görüldüğü Rio'da sporcu sağlığı açısından büyük endişe söz konusu. Özellikle hastalık riskinin çok yüksek olduğu Guanabara Körfezi'nde yüzme, sörf, yelken, kürek, kano gibi yarışmaların yapılacak olması Rio 2016'nın en çok tartışılan konularından biri.
Brezilyalı Doktor Daniel Becker, Euronews'e yaptığı açıklamada "Atletlerin suyla minimum temasta bulunması gerekiyor, ne yazık ki durum böyle. Sporcuların ağızlarını ve gözlerini kapalı tutmaları onlar için iyi olur ancak bunu nasıl kontrol edebilirler ki? Muhtemelen bir çeşit su kirliliği bulaşmasından muzdarip olacaklar ki bu mutlaka hastalanacakları anlamına gelmiyor. Suyla temas edecekler ve su son derece kirli." şeklinde konuştu.
Rio'da su kirliliği korkutucu boyutta. (AA)
Zika Virüsü: 2015 yılında ilk olarak Brezilya'da görülen ve sivrisinekler yoluyla yayılım gösteren Zika Virüsü de Rio 2016'yı tehdit eden bir diğer ciddi sağlık sorunu. Olimpiyat Oyunları için Brezilya'ya dünyanın her yanından 500 bini aşkın insanın geleceği öngörülürken bilim insanları virüsün kontrolsüz biçimde dünyanın her yerine yayılabileceği endişesiyle Dünya Sağlık Örgütü'ne Rio 2016'nın ertelenmesi yönünde baskı yaptı ancak sonuç alınamadı. Zika endişesiyle başta golf olmak üzere birçok daldan sporcular oyunlardan çekilme kararı aldı.

Dünyayı Sarsan Doping Skandalı

Olimpiyat tarihinin en başarılı ülkelerinden Rusya, art arda patlak veren doping skandallarından sonra 2015 Kasım ayında Uluslararası Atletizm Federasyonları Birliği tarafından tüm atletizm müsabakalarından men edilmişti. Rusya'daki devlet destekli skandalın yansıması Rio'da da devam ediyor. Uluslararası Anti Doping Ajansı (WADA), Rusya'nın takım halinde olimpiyatlardan men edilmesini istemişti fakat Olimpiyat Komitesi, belki spor tarihinin dönüm noktası olacak bir kararda korkakça davranarak Rusya'yı ülke olarak oyunlardan men edemedi. Rusya'nın durumu WADA ile IOC'nin arasını gererken, Rusya konusunda cesur bir adım atamayan IOC'nin gelecek dönemde doping karşı nasıl ve neyi örnek göstererek önlem alabileceği, caydırıcı cezalar uygulayabileceği merak konusu. IOC'nin bu tavrının spor tarihinde kara bir leke olarak yer alacağına ise kuşku yok.

Bunca Olumsuzluğun Arasından Sıyrılan Tarihi Bir Olay: Mülteci Takımı

Rio 2016'nın olimpiyat tarihi adına bir diğer dönüm noktası olacağı konu mültecilerin statüsü. Mülteciler daha önce iltica ettikleri ülke adına yarışırken -ki bunu yapabilmek için çok büyük mücadeleler veriyorlardı- Rio 2016'dan itibaren Olimpiyat Bayrağı altında bir Mülteci Takımı adına yarışacaklar. İlk kez hayata geçen bu uygulamayla Rio 2016'da; bombalardan, savaşlardan ve terörden kaçarak dünyanın farklı coğrafyalarına sığınan 2 Suriyeli yüzücü, 2 Kongolu judocu, 1 Etiyopyalı maratoncu, 5 Güney Sudanlı orta mesafe koşucusundan oluşan Mülteci Takımı mücadele edecek.
Bu haber, dünyada terörün ve skandalların gölgesinde belki her zamankinden daha az coşkuyla karşılanan olimpiyat oyunlarının en sevindirici noktası.

Yorum yazın