18 Eylül 2016

güneşin solduğu yerde bir mezar

ve dahi en muteber besteler susarken

usta, bir soğuk vedasıyla gidiyordu

Toplumun Sanatçısı Olmak

Tarık Akan... Türk sinema tarihinin en kıymetli karakterlerinden biri, anlatmaya lüzum bile yok; anlatmaya yetecek kadar güçlü bir kalemim de yok. Ama birkaç kelam etmek gerekir büyük adamların ardından. Sizin için nedir, hangi kalıba sığdırırsınız bilmem ama Tarık Akan benim için hem Yeşilçam'ın yakışıklı jönüdür, Canım Kardeşim'in Murat'ı ve Hababam'ın Damat Ferit'idir; hem de Yol'un Seyit Ali'si, Sürü'nün Şivan'ı ve Maden'in Nurettin'idir.
Bir bir eksiliyor o büyük sanatçılar aramızdan. Yılmaz Güney, Kemal Sunal, Sadri Alışık, Erol Günaydın... Münir Özkul'umuz vardı; Mahmut Hocamız, uzun süredir hiç göremedik onu. Şener Şen artık uzaklarda, Halit Akçatepe'de öyle İlyas Salman da.
Eski toprakları, Yeşilçam'ın halk adamlarını bir bir kaybediyoruz. "Oldies but goldies" derler ya; gerçekten o oldschool sinemacılarımızı; gerçek sanatçılarımızı kaybediyoruz.

Ölümden Güç Alanlara...

Yıllar yıllar boyu Yol'un, Sürü'nün adını ekranlarda anmaktan korkan; Tarık Akan'ı ve nicelerini sadece işlerine gelen tarafından anlatanlar bugün Usta'nın cenazesinden canlı yayın yapıyor. Canım Kardeşim'i, Maden'i anlamadan; Tarık Akan'ın ne anlattığını hiç düşündürmeden cenaze yayını yapan "değerli" televizyon kanallarına biat ettikçe ne sinemanın gücünü anlarız ne de halk adamı olmanın nasıl bir şey olduğunu. Sadece manasız yaslar tutarız, bugün ve son zamanlarda sıkça olduğu gibi. Güle güle git usta, nasıl gülerek gidilirse...
"Gittin mi büyük gideceksin
Ayrılık bile gurur duyacak seninle"

Yorum yazın