2 Temmuz 2017

"Adalet Yürüyüşü" için Ankara'dan İstanbul'a yollarda olan CHP'li Kemal Kılıçdaroğlu'nun Düzce'de kamp yaptığı alanın yakınlarına hayvan dışkısı bırakılması olayının gündemi uzun süre işgal etmesine içerleyerek Bok Püsür Out, Aydınlık In yazı dizisini başlatmıştım. Serinin ilk iki yazısında Sinan Güler ve Mete Atatüre konuğum olmuştu. Üçüncü yazıda ilk iki isme nazaran daha az bilinen bir örneği anlatmaya çalışacağım. Konumuz evinin garajında, cebindeki harçlıkla çalışmaya başlayıp dünya çapında bir işletmeye kadar yürüyen Enes Kutluca ve yatırımcı ortağı Enver Mısırlı olacak.

Bok Püsür Out, Aydınlık In 1 - Sinan Güler
Bok Püsür Out, Aydınlık In 2 - Mete Atatüre

Ali Ağaoğlu Out, Enes Kutluca In 

Nur topu gibi bir meşgalemiz var son günlerde. Trabzonlu müteahhit Ali Ağaoğlu'nun evini, servetini, "eşlerini", arabalarını falan konuşuyoruz. Bir süre önce BBC'ye verdiği röpotajla gündeme gelmişti Ağaoğlu. Evini satın almak isteyen Kuveyt Prensesi'ne "s...ir git" demesi ve kız arkadaşlarına "benim malım" diye hitap etmesiyle gündemimizi fazlasıyla meşgul etti. Bugünlerde de Kanal D Magazin'deki röportajı ve "benim için rakamlar önemli değil" diyen, çocuğu yaşındaki sevgilisi ile gündemde kalmaya devam ediyor. Aslında bu Ali Ağaoğlu için yeni bir şey değil. Konut projeleriyle ciddi bir kalite eleştiri altında kalan Ağaoğlu'nu ayakta tutan da medyadan aldığı bu güç zaten. Başarılı desen, çok sayılmaz. Genç ve yakışıklı desen, alakası yok. Dahi desen, yakınından bile geçemez. Ülkenin en zengin adamı falan mı, değil daha zenginleri var. Bu adamı bu kadar gündemde tutan şey de meydatik gücünden başkası olamaz. Dolayısıyla Ali Ağaoğlu; ülkeye değer katan değil, ülkenin mevcut değerlerini tüketerek servetini büyüten bir iş adamından ibaret. Haliyle sen Ali Ağaoğlu'nun 5. eşini ve hayalindeki 10. çocuğu konuşurken sigarana gelen zamma ağlayamazsın. "Sigarama zam gelmesin" diyorsan oturup ülkenden alan değil, ülkene değer katan insanları konuşmak, takip etmek, göz önünde tutmak zorundasın. Yani Ali Ağaoğlu out, Enes Kutluca ve Biopipe in demenin tam vaktidir.

Bu Genç Adamların Olayı Ne?

25-26'lı yaşlarında iki genç adam Enes Kutluca ve Enver Mısırlı. Enes, Bahçeşehir Üniversitesi'nde Çevre Mühendisliği okumuş. Biopipe macerası onun için Bahçeşehir Üniversitesi'ndeki 2. senesinde başlıyor. Buna birazdan değineceğim. Enver Mısırlı'nın nispeten daha görkemli bir akademik kariyeri var. Bilgi Üniversitesi ve Londra Ekonomi Okulu'nun (LSE, dünyanın en değerli sosyal bilimler fakültelerinden biri) işbirliğinde Ekonomi ve İşletme Üstün Başarı Programı'ndan mezun olmuş. Şu sıralarda da Boğaziçi Üniversitesi'nde yüksek lisans eğitimine devam etmekte.
Her şeye rağmen, baktığımızda çok gösterişli bir akademik kariyerleri olduğunu söylemek zor. Dolayısıyla onların Biopipe'la yakaladğı başarı bize bir taraftan da dünya çapında işler yapmak için dünya çapında bir akademik kariyere ihtiyaç olmadığını gösteriyor. Facebook, Google falan olmak için de Stanford havasını solumak gerekmiyor yani; Kaliforniya suyu içmeden de dünya çapında bir şeyler yapmak mümkün. Burada araya da gireyim, böyle söylediğim için Stanford out ODTÜ in falan diye algılamamak lazım. Sadece kaliteli akademik kariyer size bazı kapıların daha rahat açılmasını sağlıyor, bunu da yeri gelince örneklerle anlatırım.
Konumuza dönelim hemen. Biopipe ne, ne iş yarıyor ve bu adamlar neden bu kadar değerli? Biopipe, kısaca özetlemek gerekirse, atık suların yerinde arıtımını ve tekrar kullanımını sağlayan bir ürün. Bu cümlenin "yerinde" kısmının altını bilerek çizdim. Çünkü tüketimin durdurulamaz biçimde büyüdüğü dünya şartlarında geri dönüştürebileceğiniz her ne varsa bunu acilen ve olabilecek en masrafsız şekilde tekrar kullanılabilir şekilde dönüştürmek çok değerli bir olay. Aksi takdirde işin içine ulaşım, lojistik falan girmeye başlıyor ve geri dönüşüm işi astarı yüzünden pahalı duruma geliyor. Bu da ne kadar reddetseler de "kazanç her şeyin üstündedir" dürtüsüyle hareket eden ticari güdümlü organizasyonların "tüket, tüket, tüket -geri dönüşüm masraflı-, yenisini al, tüket, yenisini al, tüket" şeklinde bir döngüyle yaşamlarını devam ettirmelerine yol açıyor. Tüm bunların sonucu olarak da Greenpeace'in hayalleri suya düşmek zorunda kalıyor ve her yıl akıl almayacak şekilde fazla suyu, ki kullanılabilir suyun ne kadar az ve değerli olduğu tartışmaya kapalı bir konu, kullanılmaz hale getirip doğaya salıyoruz.
İşte Biopipe fikri de buradan doğmuş. Henüz üniversitedeki ikinci senesinde eğitim gören Enes Kutluca, bu durumun farkına varmış ve bunu nasıl çözeceğini düşünmeye başlamış. Bunun sonucunda da dünyanın birçok yerinde önemli şirketlerde iş birliği içinde çalışan ve her geçen gün büyümeye devam eden Biopipe'ı üretmiş. 

Garaj Meselesi Şaka Değil

Yazının başında, evinin garajında çalışmaya başlayan ve cebindeki harçlığı bu işe yatıran bir girişimci olduğunu söylemiştim Enes Kutluca'nın. Bu teşbih değildi, durum cidden böyle gelişmiş. Atık suların yerinde geri dönüştürülmesi fikri üzerinde düşünmeye başladığında biraz araştırma yapmış Enes ve bu geri dönüşüm işinin doğada aslında kendiliğinden gerçekleştiğini fark etmiş. Akan sular, küçük dereler, çaylar sürekli temiz su taşıdığına göre bu temizliğin doğada nasıl yapıldığını anlar ve suni bir ortamda uygularsak biz de kendini temizleyen bir arıtma sistemine sahip olabiliriz diye düşünmüş. (Basit gibi görünse de asında bu dahiyane bir fikir.) Bu fikrin üzerine gitmiş, doğadaki temizliğin bazı bakteriler tarafından sağlandığını öğrenmiş. Sonra da eğer atık sularımızı bu bakterilerle yeterince etkileşime sokarsak bizim için suyu tekrar kullanılabilir hale getirebilirler demiş. Ama tabi ki bunun gerçekleşmesi için bakterilerin atık suyla hangi ortamda ne şekilde ve ne kadar süreyle etkileşim halinde olması gerektiğini anlamak için deneme-yanılmaya başvurmak gerekmiş. Bunun için de yaşadığı apartmanın garajında, cebindeki harçlığıyla ve arkadaşlarından aldığı destekle borular satın alarak daha sonra Biopipe adı verdiği sistemi denemeye koyulmuş. İstediği sonuca ulaşmak için çok fazla denemiş, üstü başı "boka batmış" ama Enes vazgeçmeden çalışmaya devam etmiş ve neticede gerçekten işe yarar bir arıtımı hem de atığın çıktığı yerde bunu sağlayan sistemi elde etmeyi başarmış.
Burada şunu da söylemem lazım. Sistemin kimsayal bir tüketimi yok, tamamen biyolojik. Yani en azından öyle anlatılıyor. Tamamen biyolojik olması çevreye verilen zararın minimum seviyede tutulmasını sağlayan önemli bir detay.
Sonrasında bu üretimsel başarının üstüne Enver Mısırlı'nın da katılmasıyla başarılı bir işletmecilik eklenmiş. Ülke içinden ve dışından destekler bulunmuş, dünya çapında şirketlerle (Mitsubishi bunlardan biri) anlaşmalar yapılmış. Bugün 50 küsür ülkede pantentli ve dünyanın birçok yerinde küçük aile evlerinden AVM'lere, fabrikalara, hatta su kıtlığı yaşanan bölgelere kadar geniş bir alanda ürün kullanılmaya başlanmış.

İlham Gelir, Devamına Var Mısın?

Biz şeyi çok seviyoruz; fanatik olalım, sert olalım, saldıralım falan. Sigara zammı için iktidara bok atalım. Oysa bunun politik bir tarafı yok. Özellikle ekonomiyle ilgili konularda oturup bunun sebebine bakmak gerekiyor. Türkiye üreten bir ülke değil, çünkü "üretecek" kalifiye iş gücüne ve teknolojik imkanlara, makineleşmeye sahip değiliz. Bunun sebebi ülkeden kaliteli insanların ve fikirlerin çıkmaması değil. Kaliteli sporcu yetişiyor, kaliteli bilim insanı da yetişiyor, kaliteli iş adamı ve girişimci de yetişiyor. Bu yazı dizisi boyunca bunu anlatmaya çalıştım. Yetiştiriyoruz ama ne kadar sahip çıkıyoruz? Yetişen kaliteli insanlara sahip çıkacak olgunluğa erişmiş bireyler olarak eğitebiliyor muyuz insanları? "Parliament 15 lira olmuş ağbii bu iktidar bizi sömürüyor" demeden önce oturup konuşmamız gereken çok önemli meseleler var. Bunlardan biri ve bence en acil olarak konuşulması gerekeni eğitim ki bu dünyanın hiçbir yerinde bir iktidar meselesi olamaz. Bu bir devlet meselesidir, memleket meselesidir.
Peki buna nereden geldim, eğitimin Biopipe'la ne ilgisi var. Çok ilgisi var efendim. Biopipe'lar bu ülkede olmayan şeyler değil. Burası tarihin her döneminde muazzam üretken topraklar olmuş. Platon falan yaşamış bu topraklarda yani daha ötesi olabilir mi? Bizim bir üretkenlik problemimiz yok bence. Bizim en büyük problemimiz üretime ve üretene sahip çıkma konusunda baş gösteriyor. Bunun en önemli sebeplerinden biri eğitimsizlik. Çünkü eğitimsiz kitleleri yönlendirmek kolaydır. Bu eğitimsiz kitlelerin sırtından geçinen güçler de (paranoya yaratmayın, ekonomik güçlerden bahsediyorum) bunların eğitimsiz kalması için ellerinden geleni yaparlar. Bu Türkiye'de de aynen böyle oluyor. Ali Ağaoğlu, medyatik gücüyle ayakta kalıyor, hadi gitsin Norveç'te bu medyatik güçle ayakta kalsın bakalım; yok öyle bir şey. Dolayısıyla bu memleketin aydın insanları sigaranın, alkolün fiyatıyla uğraşmaktan önce bu ülkeye değer katan insanları gündemine almak zorunda. Yani biz Ali Ağaoğlu'nu bir kenara bırakıp artık Enes Kutluca'yı konuşmaya başlayalım ki emekli maaşıyla 20 liraya Parlaiment alabilelim. Yoksa kısır bir döngüde iktidara sövmeye, "Ağbi Kıbrıs'ta rakı ucuzmuş oraya mı taşınsak yav?" diye söylenmeye devam ederiz. Kıbrıs'ta hiçbir şey yok dostlar. Kaçıp gitme hayalleri kurmak yerine Magazin D'yi kapatıp TEDx falan izleyin. Bakın her şey hızlıca daha güzele doğru ilerlemeye başlayacak.

"İlham gelir, devamına hazır mısın?" başlığı aslında Enes Kutluca'nın TEDx'te Biopipe'ı anlattığı konuşmanın başlığı. İlhamımız var, ilham olsun diye yazan çizen bir sürü insan var. Ben de naçizane bunu yapmaya çalıştım. Peki ama biz devamına ne kadar hazırız? Türkiye'den başlayıp dünyayı değiştirebileceğimize ne kadar inanıyoruz? Asıl mesele burada. Yoksa ne okumakla bloglar bitiyor ne de benim için yazacak konular. Ama biz devamına hazır olmadıkça hiçbir şey değişmeyecek bu topraklarda. 20 yıl sonra "50 liraya Parlaiment mi olur ağbi?" diye dönemin iktidarıyla kavga edeceğiz. Enes Kutluca'yla Enver Mısırlı'nın, umut dolu iki genç adamın yüzündeki gülümseme tamamen hak edilmiş bir ifade. Devamına hazır olmadıkça o gülümsemeyi hak etmek de çok mümkün olmuyor bunu benim anlatmama gerek yok herhalde. Sevgiyle...

Biopipe'la İlgili Daha Fazlasını Öğrenmek İsteyenler İçin

Yorum yazın