16 Eylül 2017

Kaç kere ölür insan? Kaç kere girer mezara? Bir bedene kaç defa toprak atılır? Peki ya anneniz, sizin annenize bir mezarı çok görseler; Alevi diye... Ne hissedersiniz? Kaç gün kaç gece küfredersiniz çivisi çoktan çıkmış dünyaya?

Aysel Tuğluk, Van'lı siyasetçi bir kadın. Bir insan, bir annenin kızı. Gerisi zaten mühim değil. Cezaevinde öksüz kaldı, annesi Hatun Tuğluk öldü. Vasiyeti Ankara'da yatmaktı Hatun kişinin. Öyle de olacaktı. İncek Mezarlığı'na gömülecekti bedeni. Ama Hatun kişi Alevi'ydi. Aynı Allah'a inanan bir kısım mahlukatın can düşmanıydı yani. Gömülmesine izin vermediler. Mezarından çıkardılar Hatun kişiyi. Tekrar söylüyorum: Mezarından çıkardılar, mezarından. Ölü bir beden yani, yattığı yerde bir kısım mahlukatın nefret beslediği öğretiyi, Aleviliği yayamayacak bir beden. Aynı Allah'a inandığı mahlukatlar kadar kul ve onlar kadar beden.
Hatun Tuğluk (siyasetçiler ve patronlar medyası diliyle) "bu çirkin saldırının" ardına Dersim'e götürüldü. Aleviler daha fazla çünkü. Belki birileri "Hop kardeşim ne yapıyorsunuz" diyebilir Dersim'deki mezarına saldıranlara, o yüzden.

Hatun Tuğluk, Bir Topluluğun Ne Kadar Çirkinleşebileceğinin Dışavurumudur

Hani ilkokul yaşındaki çocuklara verilen din dersleri tartışılıyor ya, bırakın abi isterlerse 40 saat din dersi versinler. İslam anlatsınlar, Hanefilik anlatsınlar saatlerce. Çünkü bir boklar alamayan beyinlere, ite kaka sokmak zorundayız bazı şeyleri. Cenazeye saygı duymayı mesela. Uğruna can verecekleri, en kaliteli halini yaşadıklarına inandıkları "Müslüman" mahlukatlara belki inandıkları dinde cenazenin nereye konumlandığını idrak ettirmeyi beceririz.
Yoksa öleceğiz. Her gün yeniden öleceğiz bu topraklarda. Bizi her gün yeniden mezara koyacaklar.
(Biliyorum; bu, burada alışkın olduğum bir format değil. Fakat burası belki de zaman zaman, kimi meselelerde hissettiğim şeylerin de yere alacağı bir yer olabilir benim için. Neticede bir yayıncılık iddiam da yok.)

Ne Dinlemeli, Ne Okumalı, Ne İzlemeli?

1 yorum :